
Efkarlandım da bugün baktım gönül penceremden
Cızzz etti de yüreğim kan akmaya başladı inceden
Kar yağarken çıkamazsam bakardım pencereden
Şimdi kara hasret, buza hasret, kızağa hasret ona yanarım
Kara lastiklerden araba yapıp içine doldurdum toprağı
Toprakta yol yaptım sürdüm de bulamadım durağı
Lazusu , Çayırları, Cankurtaran dağı
Keçi gibi gezerdim de şimdi hasret kaldım ona yanarım
Seher hatun, Sırrı Dede, Emine hatun, İbrahim dede
Söyleyin hele köylülerim bunlar şimdi nerede
Sanmayın öldü unutuldular bak hatıralarıyla hep gönüllerde
Şimdi hepsini hatırladım da göremez oldum ona yanarım
İlkbahar gelince bayırlara çıkıp kar çiçeği arardık
Çifte gider, kuru ekmek yer tarla sulardık
Tarlalardan yemlik yolardık
Ah gidi o günler aaah şimdi yolamıyorum ona yanarım
Kuzular meleşerek gelirdi doldururduk ağıla
Sakın bırakmayın derlerdi, önce koyunlar sağıla
Kurumadan sabah vaktinde ekinler yığın yığın yığıla
Ekinleri kurumadan yığamıyorum da şimdi ona yanarım
Harmanda düven sürerken türkü söylerdik
Öküzler yorulunca eeeeeeeeeeeyle derdik
Ayran içer, köy ekmeği yerdik
Şimdi yiyemiyorum da ona yanarım
Bahar gelince ahbun doldururduk öküz arabasına
Sarı yağ sürerdik cızırdamasın diye mazısına
Çok ses çıktığı için rahatsızlık verirdi bazısına
Şimdi cızırdatamıyorum arabayı da ona yanarım
Karlar eridimi deredeki çamurlarda hark yapardık
Geceleri sokaklarda sindi oynardık
Gurbetteki babamız ne zaman gelecek diye yola bakardık
Şimdi ben gurbetteyim köye gidemiyorum da ona yanarım
Neyse dostlarım bu kadar üzüntü şimdilik yeter
Çocukluğumuzun özlemi ölümden beter
Sanırım köyde buluşursak özlemimiz azıcık biter
Sorunlar diz boyu, köyde de buluşamayız da ona yanarım
Bir Kul